30 May 2010

yuvarlak cümleler

İyi başlangıçlar önemlidir çünkü iyi başlangıcın iyi sonuç getirme olasılığı yüksektir.. (6 dk kaldı) tabi tam tersi durumları da gördü bünyem ama, yine de tezime güveniyorum. Peki “başlangıçlar” ile “ yuvarlak cümleler” in bağlantısı nedir? yuvarlak cümlelerle iyi başlangıçlar olmaz. Yazmak istediğim aslında yuvarlak cümlelerin uzun zamandan beri hayatımda yer ettiğiydi.(4 dk) söz verip tutamayınca başlıyor kendinle muhaseben. Sonra yuvarlak sözcükler giriyor dağarcığına. Belkiler, olabilirler, daha sonra mutlakalar,  birbirleri ardına yerleşiyor hafızaya. Maksat kimseyi kırmamak. (3 dk) ( ki bence bu kadar düşünülmemeli karşıdaki insan evladı)  (2 dk) Sonra bu kelimeler yeterli bir açıklama teşkil etmeyince, bu kelimelerden oluşan cümle toplulukları devreye giriyor. Karşındakinin isteği sana inanmak ya, ne söylesen haklısın. Belirsiz cümleleri onun için kuruyor olman bile yeter onun keyiflenmesine. Dinlediği sözcüklerin değil sesin nasılsa.(1dk)
Dönüyorum dolaşıyorum geliyorum kendime.alıyorum karşıma içimdekini. Bir annenin yaramaz çocuğunu azarlaması gibi konuşuyorum onunla  “bir daha asla yuvarlak cümleler kurma, çünkü o cümleler aslında bir parça yalan”. (indirme tamamlandı)
Ps: bir şeyler indirirken yazı yazmak, bana 2 işi aynı yapabileceğimi kanıtladı,her şey öğrenilebilir tabiJ

26 May 2010

her şey mümkün tabi

Bazen olduğundan daha büyük görünür olaylar.

Uyuyup uyansam ve daha  hiçbir şey yaşamamış bir çocuk olsam. Oynadığım sadece annemin öğrettiği oyunlar olsa.

O bana “biraz masum ol” derken haklı olmasa. Ben onu yok ettiğim için pişman olmasam. Küçük bir dünyam olsa, kimseyi içeri almasam ve tek başıma mutlu olsam orada, fazla bir şey bilmesem, çok düşünmesem, kimseyi dinlemesem...

Çok kafayı takmasak ya(!). Mutluymuş gibi yapsak, yaşamaktan soğumasak, nefes almaktan yorulmasak, bir de kendimizi çok beğenmesek. Hani insanız ya, ondandır kusurlu oluşumuz.


Ne kadar çok üstün buluyorsak  kendimizi , eksikliği fark edince bünyede ki ,düşülen boşluk da  o kadar geniş oluyor. Sonra üz etrafındakileri kendinle birlikte. Gerek yok bunlara, gerçeğinin farkında ol sadece. Sen dünkü çocuk, laf anlatmaya çalışma boyundan büyüklere. Uslu uslu takıl kendi süs köpeklerinle, ucuz fişleme yöntemlerine hiç girme. Kimse, sen senin sanıyorsun diye dokunmamazlık  yapmaz güzel bir şeye.

Biliyorum, bazen yazdıklarımı sadece ben anlıyorum. Dert değil. Ben zaten kendimi anlamak için yazıyorum.

23 May 2010

vesaire

Başrolde olmayan, hani o çok tanımadığımız karakterler vardır ya, aslında filmi onlar oluşturur.olayların akışını değiştirirler, istedikleri gibi olur her şey ama fark etmezsin, hissetmezsin. Sen sanırsın ki  sen oynuyorsun bütün oyunu.küçük bir dokunuşla her şey çözülmeye başlar bir anda,Asıl güç sahiplerini görmeye başlarsın, gördükçe kendi gücün azalır, yok olur. Çaresiz kalırsın. Bir çözümü yoktur olanların.

Sesler birbirine karıştığı anda, müzik yükseldiğinde, gülümsemeler yok olduğunda, sessizce bekle, varlığını unutturmak istercesine. Nasılsa çözümü yok hiçbir şeyin, sistem belli, doğ, büyü, oku, çalış, öl. Bu ise yaşam, gözleri kapamalı bir an önce dünyaya.

Zaman durmuş olsun, o içini titreten ses yanında , kulağına fısıldıyor, “özledim seni”. Peki sen, onunla kalmak istiyor musun?

Biliyorum ki sen sadece istediklerinle uyursun ve Yalnız uyumayı sevmezsin. Demiştin ya bir keresinde
“terk edilmiş gibi hissediyorum, sen yanımda uyumuyorsan.”
Ben değildim asıl istediğin, biliyordum ve susuyordum. Çünkü ben inanmak istiyordum, sana. Sen hep konuşuyordun, ben dinliyordum. Ne güzel hikayeler anlatıyordun, yalan dolu ama keyifli, bile bile kanıyordum sana ve susuyordum. Çünkü “an” bozulsun istemiyordum. Sen hep benim yanımda kal istiyordum. Kal da, yalanlar kabulüm. Dudaklarım kuru bir halde uyandığımda senin elinden su içmek, senin giyinişini izlemek, aynada kendine gülümserken sana sarılmak, saçlarına dokunmak istiyordum. Ağzımı bile açmıyordum, yanlış bir şey söyleme korkusundan. Susuyordum. Biliyordum aslında ne yaparsam yapayım seni durduracak gücüm olmayacak sen gitmek istediğinde. Tek istediğim geciktirmekti senin gitmeni. Bazen de ben  yalanlar söyledim sana, seni heyecanlandıracak oyunlar oynadım, oyaladım seni. Sırf biraz daha yanımda kal diyeydi hepsi. Biliyordum, gidecektin sonunda. Uyumadan önce sana anlattığım o hikayeler var ya, zamanla o kadına aşık olan adamın hikayeleri. Adam hep başka kadınlara aşık olduğunu sanıyordu ama sonunda anlıyordu ki hepsi aynı kadın. İşte o adam ol istedim. Her kadında benden bir parça bul, üst üste koy, biriktir kadınları, sonra toplama bak, “ ben” oluşmuş muyum?

Senin gidebilme olasılığın artık bünyeme ağır gelmeye başlayınca, bırakmaya karar verdim senli günleri.

En çok “bebek gözler” ini özlüyorum ve “öpülesi Yanaklar” ını tabi.

8 May 2010

basit bir hikaye

Nereden girdiniz hayatımıza , hangi boşluğumuzdan sızdınız yüreğimize sormadan edemedik işte, affediniz. Sizi tek kişilik odamıza aldık, kusura bakmayınız. Çift kişilik odalarımız özel olanlar, yani gerçekten kalmaya niyetlenenler içindir. Fakat siz kapıdan girer girmez söylediniz fazla kalamayacağınızı, içeri almalı mı almamalı mı telaşıyla bizi baş başa bıraktınız bu tavrınızla. Derken bir baktık ki yerleşmişsiniz, biz hiç farkında olmadan. Neyse bir temizlikte sizden sonra yaparız, siz gidince toparlarız bünyemizdeki tek kişilik odamızı. O zaman fazla kaynaşmayalım, sonra kalmanız konusunda ısrarcı oluruz, yok sizi sıkmak asla istemeyiz. Yalnızlığınızla gelmiştiniz. Yine onu alırsınız giderken, emanet dolabında saklıyoruz onu sizin için, endişelenmeyiniz. Merak etmeyin hiçbir şeyiniz kalmaz bizde hatta, Belki bir parça da götürürsünüz bizden. Bir kere sizi misafir saydık, ondandır tüm yaptıklarınıza olan hoşgörümüz. Bazen duygusuz olursunuz, bazen bencil, bazen sinirli, bazen kızgın, bazen de kıyarsınız işte size aşkla bakan gözlere ve biz buna da alışırız, bekleriz. Hayır, sizi karalamak değildir niyetimiz, inanın aslında siz çok değerlisiniz. Sadece merak ederiz, niye hep “ yolu gösteren” biz oluruz hiç düşündünüz mü?

Kapıdan çıktığınız anda kapanır sizi yazan tüm defterler, susar sizden bahseden şarkılar, kokunuzun sindiği çarşaflar yıkanır, gülüşleriniz silinir hafızalardan ve değişir fonda ki müzik, yeni gelecek olana hazırlık başlar.
Yalnızlığınızdan sıkılmıştınız, biraz hava almaya çıktınız, bizle karşılaştınız. HEPSİ BU ASLINDA.basit bir hikaye, bir daha yaşayamayacağınız.

yoktan var etmek "kafada"

Acaba zaman mı kaybediyorum seninle, sana ulaşmaya çalıştığım zamanlar boşuna mı? İnsan nasıl anlayacak birinin sadece “ vakit kaybı” olduğunu? Ne peki, beni hala burada tutan? İçimdeki “sana bir gün mutlaka ulaşacağım” umudu mu? Bence o gün geldiğinde artık benim varlığım olmayacak, çünkü bu aşk artık gerçeğinin farkında ve yavaş yavaş yok olmakta. Belki de sen hiç yoktun aslında. Ben vardım sadece. Önce kafamda yarattım seni, tüm mükemmel sıfatları atfettim sana, bolca duygu kattım işin içine, sonra o içimdeki adama verdim tüm benliğimi. Sonra bir gün yalnız uyandım. Meğer her şey bir rüyaymış. İnandığım bir rüya sadece, uyanınca geçen.

bir tür karmaşa

Kafa karışıklığı içi karışıklığı anlamsızlık yalnızlık mide krampları kalp sıkışması ağırlık uyku modu dağınık saçlar yenmiş tırnaklar hissizlik yemek yemeyi unutma gözlerdeki kızarıklıklar ve bekleyiş sadece beklemek Yatağından çıkmadan hiç ses çıkarmadan hatta nefes almadan tüm yalnızlığınla birlikte beklemek Sonrasında neyi beklediğini unutmak Hayatındaki insanları unutmak tüm geçmişini unutmak en sevdiklerini sadece bitmiş bir rüya gibi hatırlamak ve yine unutmak kim olduğunu niçin yaşadığını unutmak yaşadığının tek kanıtı başındaki inanılmaz ağrı fotoğraftaki yüzleri tanıyamamak duyulan sesleri anlayamamak zaman kavramını yitirmek ve en sonunda kendi yüzünü tanıyamamak ve o anda hissettiğin müthiş yalnızlık ve geri dönülemeyecek kadar uzakta olduğunu fark etmek alev alev yanarken bir anda üşümek Başladığın yere geri dönmek ve sonsuz uykuya kapatmak gözleri.

2 May 2010

sen

bir an beğensem hayatımdan
ve sonsuza kadar o anda yaşasam.
zaman durmuş olsa,
hayat hep aynı,
ben huzurlu...
sonsuza kadar içine sığabileceğim
böyle bir anı seçme şansım olsaydı eğer,
gülerken yanağıma dokunduğun o anı seçerdim.
bana sarılışın, bakışın...
bilsen seni ne kadar çok sevdiğimi
keşke bilsen, inansan bana, bırakmasan elimi.

10.11.08
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...