29 Tem 2010

ben

bilmiyordum ne soyleyecegimi. aklimda ki onbinlerce kelime elini ayagini nereye koyacagini bilmiyordu. beynim ile dudaklarim arasindaki mesafe o kadar buyumustu ki, o huzursuz kelimeler, cumle olup gelemiyorlardi bir turlu.
 - susar misin hep boyle, dedi.
uyumadan onceki gevezeliklerim geldi aklima (...).
anlatacak bir seyim mi yoktu yoksa anlatmaya gucum mu yoktu, bilemedim.
kelimeler iste... bir gelip bir gidiyorlar, doyumsuz bir sevgili gibi. ben de susuyorum, bu sevgiliye inat! kim kimi adam edecek bakalim.

27 Tem 2010

25.07.2010

“ ben kimseye güvenemem” derken, aslında demek istediğim “ ne olur bana biraz güven ver” di.

Yazdım, anlattım seni en ufak ayrıntılarına kadar. sonra üstünü çizdim. Çok yazdım çok anlattım, sonra kendime sakladım. Olması gerektiği gibi yaşanamayanlar yüzünden, duygularım yok olmaya başladı. Sustum. Düşündüm. Nerede hata yapıyordum?  Ben  yaşamak istediklerimi yaşarım ya sadece, sorun yok gibi görünüyordu. Sonra fark ettim ki benim kafamdakiler başlı başına hata. Şimdi otur ağla haline, her şeyi sen kurdun, yazdın, oynadın. Şimdi durmuş alkış bekliyorsun, döndün seyircilere… kimse yok seni izleyen ve ilk damla.

Ben istedim , hayat karşıma çıkardı hepsini. Sonra şımarık çocuk tavrıyla niye bunlar karşıma çıkıyor diye tartışıyorum hayatla. Hem korkarak, bir daha ki sefere karşıma  hiçbir şey çıkarmama olasılığından, hem de haklı olduğuma inanarak.

Yenilmiş, Kaybetmiş gibi. Cezalandırılmış gibi. Gücün yok gibi hissetmek. Hem de daha her şey için çok erkenken.

İstediğim hayat bu ya hani, daha özgür. Daha dolu. Öyle olduğuna inanarak geçiyor günler. Ama hiçbir zaman emin olamıyorum, gerçekten öyle olduğuma. Bu yaşadığım gerçekten "özgürlük" mü? Bazen sorgulamaktan yoruluyorum, aslında yoran sorgulamanın kendisi değil, hep sonuçsuz oluşu. Elde var 0.
Bazı şeylerin hesabını yaparım. Ben ne koyuyorum ortaya, o ne koyuyor? Bana ne kattı, bende ne kaldı? tutmalı hesaplar değil mi? ama bende o yok.

Çok uzun zamandır ağlayamıyorum. Ben her seferinde “ olabileceğini düşünmüştüm” demekten yoruldum artık. Ve işte bir kez daha, bu sabah, “olabileceğini düşünmüştüm.”
Tüm bildiklerimi, gördüklerimi unutmak istesem. Başa sarsak bir kereliğine. Sen bana “melek misin, şeytan mı” derken ciddi olmasan,gülsek sadece, eğlenmiş olsak.

Susarım ben hiçbir şey söylemem, anlatmam da kendimi. Duygularımı belli etmem, bedenimde alışık benim belirsizliğime, o da belli etmez bildiklerini. Gözlerim mesela hiç anlatmaz, uykusuzluğumu, ten rengim hep normaldir kanımdakilere inat. Dudaklarım söylemez, susamış olduğumu. Sen bana hiç bakma, anlayamazsın ben anlatmazsam eğer, yaşamış olduklarımı.


22 Tem 2010

insanin aklina hippiler geliyor

ugrastim, denedim, cabaladim ama olamadim!

hani sirtlarinda canta, ayaklarinda terligimsi rahat sandaletler ya da spor ayakkabilari olan, fotograf makineleri boyunlarinda, uzerlerinde bol rahat tisort ve sort olan turist-insanlar varya  iste... olamadim ben onlardan .
kolumda normal kol cantasi (icinde makyaj malz, kalem-defter ve bilumum -bilumum ne ya- bknz: bilumum diger gereksiz seyler olan ) , babetlerimle ve 3 dk da bir susayan,sicaktan bunalan bunyemle ben sadece guzel caféler kesfedebildim lyon ve cevresinde.
pisman miyim? degilim. her seferinde olmak istedigim gibi olacagima inaniyorum ya, sadece kendime bu kadar cabuk kandigim icin, her seferinde yedigim icin, kiziyorum.

neyse onemli degil, bir daha ki sefere kesin turist-insan olacagim nasilsa :)

oh yarabbim yarin eve donuyorum sonunda,cok mutluyum!

20 Tem 2010

bronzlasmak



sicak, cook sicak! beynim buharlasti, bronslasma askina gunesle olan munasebetimden. bir yandan da altin ve pirlanta tr de neden daha ucuz oldugunu anlatmaya calismam pascale' a ... gercekten hayat beni bazen fazla yoruyor. neyse diyorum guzel konular bunlar, ya yine cinsellige girersek? kelime haznem yetmiyor bu konuya allahim, sen yardim et!

bonne journée :)

18 Tem 2010

travma

"her sey mukemmel." dedi, "hayatim hic olmadigi kadar yolunda, sen guzelsin, harika bir insansin ve ben asigim sana! ama bu kadar mukemmel olamaz her sey degil mi, bu kadar mutlu olunmaz, bir seyler eksik sanki..."

"benim seni sevmiyor olusumu bilmiyor olman mi mesala." dedim, o an, bir anda onun butun vucudunu saran alevi hissettim, kisa bir kitlenme ani (...) , sonrasi malum, yuzundeki bu nefret parcaciklarini, askini anlatirken olan heyecanindan daha cok sevdim.

eski

anisi var diye biriktirdiklerim, keske soz verebilsem, size hep sahip cikacagima dair.

15 Tem 2010

she kills

she kills

bu kez oyle olmayacak

uzgun degilim,
kirildim aslinda sadece.
buz gibi bir telefon konusmasi daha.bir daha aramayacagim diyorum, ariyorum. koparip atamayacagimi bildigimden.sikilmaya basliyorum bu yuzeysel iliskiden, yapayliktan.

ben iyi olan taraftim aslinda, ama bir seyler bahane edilip suclandim hep...
hep bir problem vardi bende yani, sorunluydum cok, "onlara gore". bir sure inandim bende gercekten sorunlu olduguma. daha dikkatli yasadim, 2 kere dusundum, kendim icin ve onlar icin. ama degisen bir sey yoktu.

kirildim aslinda, hemde cok, bir cok kere!
ama hep sustum.sessizce agladim, kimse gormeden.
bu kez oyle olmasin istiyorum, birazda onlarin cani yansin.

14 Tem 2010

bayram notlari

parisi sel goturuyor! anladigim sey, nerede bir bayram, toren vs. varsa, orada yagmur yagar, insanlar perisan olur, mevsimin ne oldugu da onemli degildir.
askerler hic bozmadan devam ediyorlar ya torene, bagrima basmak istiyorum onlari :)
butun afrika kitasi pariste sanirim.fransiz kolonilerinin baskanlarinin sarkozy le selamlasirken farkettigim yavsak gulumsemeleri gercekten kotuydu. sarilacaklar neredeyse ve sanki cok memnunlar hallerinden. esleride bir acayip, giyinisleri yani. cok fazla renkliler resmi bir toren icin. yerel kiyafet desek de kurtarmiyor, kotu goruntu gercekten, bir de cok zayiflamalari lazim ya da carla nin yaninda durmasinlar mesala :) madame sarkozy ise cok sahte, toren nasildi sorusunun cevabi " ce défilé est magnifique(gosteri harika)" , bu kadar kisa ve yuzeysel olmamali.
bu arada, sarkozy selamladiktan sonra  milleti, eslerin oturdugu kisma gecti (esler ayri kisimda oturuyordu), biricik esinin elini optu, onu selamladi sadece ve yerine gecti. diger eslerde boyle baktilar. ayri ayri gelmislerdi torene , sarko once milleti selamlayacakti cunku etc etc...
champ elysee harika gorunuyordu, yerler boyanmisti mavi beyaz kirmiziya. bando takimlari gecerken, lisedeki bando takimim geldi aklima, birincisi ozledim, ikincisiyse allahim ne bos islerle ugrasmisim ben yaa :) tamam cok egleniyordum o ayri. ritimlere gelince tum dunya ayni parcalari caliyor herhalde bandoda.

kisaca guzel bir bayram, bayramlar her zaman guzel, kendi bayramimi ozledim, aslinda ben istanbulu ozledim, istanbul dunyanin en guzel sehridir!

yasasin 29 ekim:)


13 Tem 2010

kaybetmeyi hic istemem

bilmiyordum. seni neden istemedigimi bilmiyordum!
sen farkliydin bunu biliyordum ama ...

uzun sure dusundum seni, farkinda olmadan hayal ettim sevgilimmissin gibi, ama o kadar uzak geldi ki bana, inanamadim bu hayallere. belki gercekten yeni bir iliski icin enerjim yok, ben aslinda hic inanmam "iliskiye hazir degilim" diyenlere. iliski oyle bir sey degil ki, hazirlik gerekmez ona ya da bi start tusu. o baslar zaten sen farketmeden, eger samimiyse duygular tabi. bizim de oyle olmustu aslinda, vardi zaten bi iliskimiz. sen zorladin, bizi yokettin.
ne oldu bize, nasil oldu bilmiyorum.
bildigim tek sey senin arkadasligini istedigim.bana bir seyler katmaya devam et!
bosalan bardaklari doldurayim ben, bu gece keyfim yok, konusmayacagim, sen anlat diyeyim. sen gulerek bak bana. arada fotograf cekelim, yuruyelim sahilde. yasayalim yani, kaldigimiz yerden devam seklinde.
cok zor "seni anlayan" birilerini bulmak dolayisiyla seni kaybetmek istemiyor olmamin nedenleri yeteri kadar acik degil mi?
kimseyi uzmeye niyetim yok. kimsenin pesinden de kosamam ask ya da arkadaslik icin, sadece tam olarak anlatmaya calisirim kendimi,
kaybetmek istemiyorsam eger.
sonra mi?
istemiyosan eger, gercekten beni, benim istedigim sekilde,
bu son olur, benden seninle ilgili tek bir soz cikmaz bir daha, duymazsin sesimi.
simdi sen dusun bakalim biraz.


12 Tem 2010

keyfim mi?

evet keyfim yerinde, ama ben kendi yasamima donmek istiyorum artik. burada ben yasamiyormusum da , sadece izliyormusum gibi hissediyorum.
bacaklarim artik mahvolmus durumda, erken kalkiyorum, butun gun hic durmuyorum. nasil bir acliksa bende ki, bir seyi bile kacirmayayim diye gezilmedik sokak, kose, bucak birakmiyorum.
cok abarttim, cok yordum kendimi, sanirim eve gidince uzun sure evden cikmam, hatta odamdan, hatta yatagimdan:)
evim... ozledim seni! nasil duygusal bir bag varmis aramizda, hic boyle hissetmemistim, hic sahiplenmemistim oysa ki seni:) allahim aglayacagim simdi :)
antalya,seni ozleyebilecegimse hic aklima gelmezdi, eminim bu kadar uzak olmasam, bir gram bile ozlemezdim seni ama neyse... dikkat et sadece ozledim diyorum, hala sevmiyorum seni o ayri, 1-2 gun egleneyim seninle, sikilacagim nasilsa sonra, aglamaya baslayacagim yine "istanbul" diye :)
istanbul, askim, birtanem, aldigim nefes... sensiz olamiyorum ben, sensiz yapamiyorum:) hicbir seyi boyle ozlemedim ben ya, kopamazmisim senden 9365448786. kez anladim bunu:) milyonlarca kez anlattim seni, yakinda fransiz akinina ugrayabilirsin, her ne kadar benim fransizcam senin guzelligini anlatmaya yetmese de:)
buarada seninle ilgili niye sadece cami fotograflari var yaa, sen sadece camilerden olusuyorsun sanki, sevmedim bak bunu:(

10 Tem 2010

boyle olmasa...

niye ask hikayelerinin sonu hep b*k gibi olur?

elde kalanlar zavalli ayrilik cumleleri, yalvarislar, onsuz bombos olan ev ve koca sehir!boyle mi olmali? 

ayrilik...
artik siz yalnizsiniz. anlamsizlik eslik edecek uzun sure.
insanlardan kacarsiniz once. duzensizlik ele gecirir tum hayatinizi, bos siselerle uyanirsiniz, eger uyuyabilirseniz, yataktan cikamazsiniz, bedeninizi unutursunuz, yoksunuzdur artik siz, yemek yemek akliniza gelecek en son sey olur. bombos duvarlara bakip muhasebesini yapmaya devam edersiniz, surekli canlanir tum yasananlar gozunuzde, sonra damlalar duser yastiga, sessizce aglarsiniz, uyumaya calisirsiniz, gozleriniz yalvariyordur birazcik uyku icin ama bir an uyuyabilseniz hemen sicrayarak uyanirsiniz, bagira bagira aglarsiniz.
ilk gunler yataktan cikamayan bunye sonraki gunlerde evde dolasmaya baslar, telefon elde bakarsiniz oylece, kazara aynaya denk gelseniz kendinizden korkarsiniz, o kadar cirkinlesmistir aynada gorunen. sik sik oleceginizi dusunursunuz, amacsizlik, neden bulamama, kabullenememe, hirpalanan bir ruh... acinacak haldesinizdir.
sonraki gunlerde yavas yavas insanlara karisirsiniz ama o kadar garip gelir ki insanlar, baska bir dunyadasinizdir sanki. yuzlerine bakamazsiniz onlarin, anlattiklarini dinleyemezsiniz. daha fazla yalnizlasirsiniz.
beklenen telefon hic gelmez, kapida ki hic bir zaman o olmaz, mail kutunuz hep bostur.

zaman gecer... cok zaman gecer ama hicbir sey unutulmaz.sadece alisirsiniz iste, her seye oldugu gibi.
sonra hic beklemediginiz anda cikip gelir yeniden, biraktigini bulacagini umarak.
karsinizdaki asik oldugunuz adam degildir artik; bu adam degildir sizin optugunuz.
o sizi un ufak etmis, sonra da parcalariniza basarak yurumeye devam etmistir, bir an bile tereddut etmeden!

bu baska biri iste, siz de oyle...
ask coktan bitti,masumluk yokoldu.

7 Tem 2010

bir sey iste.

 icimdekileri hic eksiltmeden yaziyordum cogu zaman. ama artik o kadar acik olmamaya karar verdim.
niye anlatiyorum ki tum bunlari?
 uzaktayim ve kendimleyim. cok zamanim oldu dusunmek icin ve hala zaman var. gelecegimle ilgili cok sey degisti kafamda. yapacagim is, birlikte olmak istedigim insanlar, ailemle ilgili dusuncelerim, yasamak istedigim yer, gormek istediklerim ... beklentilerim degisiyor.

bir sey iste sebep olan tum bunlara.

6 Tem 2010

muhakkak

once bir bardak su ictim, sonra yuzumu yikadim buz gibi suyla.aynada gordugume iyice baktim, inceledim.kimdi tam olarak? aynada gordugum saf olandi muhakkak.o kafanin icindekileriydi asil problemi yaratan.bedenim cagiriyor, aklim kovuyordu, unuttum.


tanimiyormus gibi yapmak... ilk ogrendigim savunma mekanizmasi. aci cekecegini hissettin, deger vermiyormus gibi geldi,cok baglanacaga benzedi, muptela oldu, bekledin aramadi, aradin acmadi,aradi yalvardi... birak! tanimamazliktan gel:) bak ne guzel unutacaksin sonunda, o "son" ne zaman gelir bilemem ama gelir muhakkak, bir gun bir bakmissin oyle birini gercekten tanimiyorsun.

hayat garip iste, dun nereden bilebilirdim ki, onun bugun olmayacagini. aslinda bildigim bir seydi onun bir gun olmayacagi. sadece bu cok erken iste. bilirim aslinda beklemeyi, istediklerine kavusmak icin sabreder insan.bekler, bekler, bekler... ve bir gun artik beklemez.bitirmeyi ister kafasindakileri. anliyorum ben zaten bir cok seyi, soyleyecek cok sey de var, ama ben artik ... ben yokum iste.

kimseye kendimi anlatacak enerjim yok artik.istemiyorumda zaten anlatmayi.biliyorumda, ne kadar anlatirsam anlatayim,"karsimdakinin gorebildigi kadarim"." cogu zaman bencil ve hircin..." ben o degilim ki.

"baştan verdim sevgimi kısa vadede kazan diye döktüm sana içimi içemedin sen niyeyse aşk da yoruyor şimdi ama geçer bu duygu haftaya aşk var uyuyor şimdi ama geçer bu duygu sabaha , kaderden kaçılmıyor olacak olan olur şimdi sorular cevap bulmuyor ama asıl problem bu değil ki ,uyuyorum duyuyorum düşündüklerimi hep görüyorum uyuyorum duyuyorum diyemediklerimi hissediyorum,aşk iki başlıdır aşk... "

insanlara kendimi sevdirmeye cabalamayi 5-6 yaslarinda biraktim ben :)

lutfen.

ben birazdan gidiyorum, istersen sende gel dedim.
yok istemem dedi.
istersen kalayim, gitmeyeyim bu gece dedim.
yok istemem sen git dedi.
gideyim mi dedim.
git dedi.

gozlerine baktim, ben yoktum.

kapi onunde baska bir kadinla karsilastim, beyaz tenli, kirmizi dudakli.
bana bakti kadin, gulumsedi.
bende ona gulumsedim, uzun sure tasidigin bir emaneti sahibine verir gibi.
gozyaslarimi kapinin onunde dusurdum.
acaba toplamis midir?

4 Tem 2010

uyumamaca

bugun ilk defa ruya gordum, uzun bir aradan sonra. ama korkutucuydu, cok gercekciydi, hani bazen ruyadayken onun ruya oldugunu bilirsin ve korkunc seyler goruyor olsan bile garip bi rahatlik duyarsinya , uyanacagina olan inancla... iste bu kez oyle olmadi.

geceydi, kucuk bir kiz cocugu bana bir sey veriyordu sonra geri alacagini soyleyerek. konusamayacak kadar kucuktu ama konusuyordu. bedeni bir bebek gibiydi, yuzu kocaman bir kadin, ses tonu silik, eski pusku kiyafetler icinde. yagmur yagiyordu... neyse daha fazla anlatmak istemiyorum. anlattikca yasiyor insan.

bazi seyler bir an once silinsin gitsin isteriz hafizamizdan, hayatimizdan coktan gitmistir zaten o seyler fakat zihin bir turlu unutamaz.
sen baskalarina anlatirsin hikayelerini, unutmak istediklerini mesala. anlattirken duyacagin hissi merak edersin, acaba eskisi kadar siddetli yasayacak miyim o ani diye dusunursun, bilirsin de icinde tutmak daha guc. garip bir kendine eziyet turudur bu, anlattikca yeniden yasarsin, uzulursun, utanirsin belki, devam edersin anlatmaya, dusunmeden de edemezsin ,karsimdaki beni anlayabiliyor mu gercekten... bakislarindan anlamaya calisirsin.mavi gozlerde gordugun sadece hayran bakislardir, daha fazlasi yok.

insan hep ayni insan dunyanin her yerinde. duygular hep ayni. dile getiriste olur farkliliklar belki ama asil dusunceler, hisler, bedenler hep ayni.

ben...iste yine ben. bir yerde fazla kalamiyorum. hep baskasini ozluyorum. o baskasina kavusunca da bir baskasina basliyor ozlem. nefesim daraliyor bazen, hic bitmemesinden korkuyorum sanirim bu arayisin!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...