20 Eki 2010

sevmediğim bir kelime

Kaç gündür aklımda. Kaç gündür rüyalarımda. Bir parçası burada hala. Gelip  alacak mı acaba, yoksa benim mi öpüp bir duvarın dibine bırakmam gerekiyor? Ne yapılırdı böyle durumlarda? Boğazım da acıyor, o da hasta şimdi. Havalar çok soğudu. Kışları daha yoğun olur her şey. Tamamen bundan dolayı bu aralar var olan hassaslığım. Başka ne sebebi olabilir ki zaten. Onun da çok acıyor mu boğazı acaba? Çorba yapmıştım bir de bu akşam.
Acı bir papatya çayı, hiç bu kadar güzel gelmemişti. Hastayken çok güçsüzüm ya, hep ağlamak istiyorum.  Keşke dökülse birer birer içimdekiler de daha fazla acımasa boğazlarım. Hep birileri yüzünden hasta olurum.
Gözümün önündekilere hiç bakmıyormuşum, saklayıp kaldırdıklarıma da sık sık çıkartıp bakıyormuşum. Bir tür sahtecilik bu yaptığım.
Bu kaçıncı fincan?  Boğazlarım… yazık bana. Uyutmaz, ağlatmaz, hiçbir şey yaptırmaz bu acı. Oturursun yatağında sessizce. Geçmesini beklersin. Yanında iki paket selpak, arada silersin burnunu. Daha çok gelir içinden ağlamak, daha çok susarsın. 2 yudum çay. Derin bir iç çekiş. Kalp ağrısı. Bu gerçek bir ağrı ama üşütmekten kaynaklanan, bildiğin kalp ağrısı, sıkışmış gibi kaburgalarının arasında.
Peki uyuyabildiğimde gördüklerimden size bahsetmiş miydim. Her tarafımı tutan o hiç sevmediklerim. Bağıramıyorum, kimse de yok yardım eden. Öldürmek istiyorlar sanırım, dua ederek uyanıyorum. Uyuyalı 15-20 dakika olmuş. Daha önümde koca bir gece.  Uyumaktan korkuyorum ama  yarın da erken uyanmalıyım. Güzel şeyler düşün hadi. Güzel bir uyku hayal et. Ilık bir yaz gecesindesin mesela. Tatlı bir esinti… uykuya dalıyorsun, yan odada annen uyuyor. Çok sakin ve huzurlusun. Hadi uyu. Bu kez kötü bir rüya yok. Denizi düşün mesela. Bir akşamüzeri sahilde yürüyüşünü, dalgaların ıslattığı bacaklarını… kumun içine gömülen ayaklarını. Uyuyabilirsin artık, çünkü kötü bir şey yok aklında. Acaba papatya çayının içinde minik böcekler olabilir mi, masum minik papatyanın yaprakları arasına karışmış, hain bir böcek. İçimde mi şimdi, hayır rüyalarıma gelme sakın! Uykudayken niye sıçrar insan?
Ben bir şey biliyorum; hastalanarak öleceğim. Yani kaza ya da başka bir sebepten  değil. Bir anda hastalanıp öleceğim. Bilir insan başına gelecekleri ya, öyle bir şey. O yüzden çok korkuyorum hastalanmaktan, hastalanınca iyileşememekten. Moralim hemen çöküyor, minik hastalık belirtilerinden bile. Böylece daha çabuk hastalanıyorum ve daha uzun süre hasta kalıyorum. Evet biliyorum bu süreci, ama değiştiremiyorum akışı işte. Kader gibi bir şey kışın hep hasta gezmem. Kendime üzülüyorum. Anneme ihtiyacım var.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...