6 Ara 2010

aslında bu bir aşk yazısı olmayacaktı

Soğuk… gri bir hava. Çaydanlıkta kaynayan suyun sesi… Mutfak camından karşıdaki çatıyı izliyorum, çatıdaki kuşları. İkisi var ki sürekli dipdibeler. O ikisi sanki gülüyorlar birbirlerine. Daha koyu olanı bir hikaye anlatıyor, hikaye o kadar eğlenceli ki neşeleri buradan fark ediliyor.
Kuş olmayı düşlüyorum. Sınırlar, vizeler yok! Dünya senin. İstersen bu gece onun kollarında uyursun. İstediğin an dönersin ait olduğun yere.
Çayın ocakta olma durumu bana huzur veriyor. Çayı koyunca ocağa ev, gerçek bir ev oluyor. Sıcak çay eşliğinde yalnızlık tripleri, dergiler, hafif müzik, birkaç damla… Özlüyorum.
“O”nu yazmak için başlamıyorum beyaz kağıtlara ama kurduğum cümleleri toplayınca “o” oluyor.
şarkısı burda :(

3 yorum:

  1. saplantı mı,ondan kaçarken yalnız ona sürüklenmek?dünyamız ne kadar küçük sevince gönlümüzün aksine...

    YanıtlaSil
  2. süper olmus.. cayi koyunca ev yaziyi koyun o oluyor he ..

    YanıtlaSil
  3. Gerçekten de hoş bir yazı. Çaydanhlığın kaynaması ve buharın çıkması ise, atmosferin tılsımlanmsını sağlıyor. Yalnızlığını çay sohbetine bağlıyorsun. Belkui de tezgaha iki boş çay bardağı koyuyorsun. Biri dolu bir boş olmasın istiyorsun. Bu iyi dileklerine katılıyorum. Yüreğine sağlık. Bu yazıya bir desen mi çizilseydi. Bir deneme yazısının oluşturduğu kitabın onaltıncı sayfasında O4nunla kavuşmanız olurdu. :))

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...