20 Ara 2011

yazmaya başlamak...

Yazmaya başladığımda yeterince sustuğumu düşünüyordum. Çok mu yalnız kaldım, çok mu terk edildim, bilmiyorum. Bildiğim tek şey kimseyle konuşamamamdı.

Bazı şeyler sizin seçiminiz değildir. Hangi anne babaya sahip olacağınızı seçemezsiniz mesela ve çoğu kez onlarla yaşayacağınız ilişki de sizin elinizde değildir.

Eğer size muhtaç bir canlı varsa onu hiçbir zaman örselemeyin, hayır, koşulların dönüp dolaşıp sizin aleyhinize sonuçlanacağını bildiğimden değil, sadece onun size gerçekten ihtiyacı olduğu için bunu yapın. Çünkü o sizin belki dünyanız olmasa da, daha önemli varlıklarınız olduğunu düşünseniz de, onun tüm varlığı sizsinizdir. Sizin öğrettiklerinizle o kendi  hayatını kuracak, düşünsenize…  Ona kıskançlığı öğretmeyin, başkalarını sevdiğinizi söyleyerek. Onu yalnız bırakmayın, diğerleriyle düşüp kalkarak. Onu görmezden gelmeyin, yüzüne bakmayarak.

Her insanın hassas noktaları vardır ve kaç yaşında olursa olsun, o zayıf noktalar incitir onu. Siz onun, sizden uzaktayken gözyaşı dökmesine izin vermeyin.

Yoksa gücünüz asla yetmez yanınızda tutmaya.


Bu arada ilk yazı yazmaya babamın yastığının arasına sıkıştırdığım mektuplarla başladım.

11 Ara 2011

yetmez

Bazı dünyaların kadınları çok farklıdır. Ne kadar istesenizde sizin gücünüz yetmez onların kararlarını değiştirmeye. İsterseniz onun en yakını olun. Garip bir dürtüyle onlar devam ederler bildiklerini yapmaya. Size ise izlemek kalır. Belki yok edecektir kendisini, siz aslında sadece bunu engellemek istiyorsunuzdur, ama bunu anlatamazsınız ona. Biliyorum sonuçta sizin de canınız yanar, bilip de engel olamamaktan. Bazen işte, yeterli değilsinizdir bir şeyleri değiştirmeye… ve sizin yetersizliğiniz sebep olur başka hayatların yokoluşuna.


4 Ara 2011

beş dakika ara

      Bazen ne yaptığımı tam olarak anlayamadan, çok yoğun ve yorgun oluyorum. Yatağıma uzandığım an uykuya dalabildiğim zamanlar gittikçe artıyor ve içimde hep bir yerlere yetişebilme hissi de.  Telefon elimde, mail kutum açık, inanın tahmin edemediğiniz kadar çok iş yapıyorum.  
...Yoğun olmak, insana kendisini güçlü hissettirebilir mi?

Şimdi çalışmam lazım.

20 Kas 2011

mesaj hep iletilir

Aldığın her nefesin bir anlamı var. Yürüdüğün sokakların, gördüğün yüzlerin, tanıştığın insanların, okuduğun kitapların, beklemediğin anda karşına çıkanların, dokunduğun her şeyin bir anlamı var. Belki bugün sen o anlamı tam olarak kavrayamıyorsun ama bilmelisin ki bir gün tüm anlamsız gelenler yavaşça yerleşecek yerine. Ben meğer bunun için atmışım o ilk adımı, diyeceksin tatlı bir tebessümle.
Tüm öğrendiklerini zamanı gelince kullanacaksın. Hiçbir şey boşu boşuna gerçekleşmez. Yaşadığın tüm kararsızlıklar, dökülen gözyaşları, canının dayanılmaz derecede yanması, dinlediğin masallar, geciktiğin toplantılar, kaçırdığın otobüsler, öptüğün bedenler, öğrendiğin yemek tarifleri, yapmak zorunda olduğun sıkıcı işler, izlediğin filmler, gördüğün şehirler, kokusunu taşıdıkların, tüm sarhoş hallerin, iç sıkıntıların, yazdığın isimsiz mektuplar, dikkatini çeken her şey ve kaçmaya çalıştığın tüm bu hayat bir gün seni hiç düşünemediğin yerlere taşıyacak.
Sen şimdi farkında değilsin, olma. Ama gün gelince… Gülümseyeceksin, unutma.

bir öneri.

13 Kas 2011

mutluluk nedeni

Sadece ona günaydın diyebilmek için uyandığını düşün... Tümüyle adanmış bir hayattan bahsediyorum, evet. Soğuk bir kış gününe pencereni açtığında, bulutların arasına saklanan güneşin birkaç saniyeliğine yüzünü yakmasının bedeninde yarattığı canlılığın ondan kaynaklandığını düşünmek, kesinlikle haklısın. Rüzgarın balkonuna yığdığı sonbaharın yapraklarının dans edişi de onun sana bir şakası.
Kaldır kafanı diyor, ben buradayım ve sadece yanımda olmanı istiyorum. Her şey bu kadar açıkken ve tüm yaşananlar onu sana getirmişken, neden duruyorsun?

9 Eki 2011

yüksek modernizm

"Her devlet vatandaşlarına çeşitli masallar anlatır. Bu masallara inananlar, kendi ülkelerini ve liderlerini biricik zannederler. Tam da bu nedenle, Karşılaştırmalı Politika dünyanın siyasi anlamda en tehlikeli branşıdır. Zira dünyayı mukayeseli bir perspektifle öğrenmeye başlayınca, aslında herşeyinizle ne kadar da sıradan olduğunuz gerçeğiyle karşı karşıya gelirsiniz. Ölümsüz olduğuna inandığınız kişi ya da fikirlerin belli bir dönemin tipik ve modası geçmiş kopyaları olduklarını öğrenmek dünyanızı yıkar."

sizi ilgilendirmez

Benden çok uzak. Bana çok yakın. Bazı şeyler… Sanki elimi uzatsam tutabileceğim gibi. Ama yalnızken  baktığımda onlara, sonsuz mesafeler akıyor aramızdan. Kalbim ne diyor? Umurumda mı? Bir yalan da ben söylesem, dünya bozulur mu? Yağmur hiç yağmasa bu sene, her şey  yine bu kadar kötü olur mu? Gözlerimin arkasındaki damlalar akmak için beni bu kadar sıkıştırmasa mutlu olabilir miydim? Oturup zamanı saymak akıllıca bir iş mi?
Dayattığınız hiçbir şeyi yapmak istemiyorum. Bu sizin için bir şey ifade ediyor mu? Benim gibi insanlar hep erken mi ölürler?
Ne düşündüğümü hiçbir zaman anlayamayacaksınız değil mi? Belki de benim çaresizliğim, o doğru sözcüklerle olan ilişkimin kötü gitmesi. Bu benim sorunum değil mi, sizi ilgilendirmez.

26 Eyl 2011

bir iki söz

Cahillik en dayanamadığım şey. Bencillik biraz daha kabulüm. Bakınız saçma konuşmalara da dayanamam. Yalakalık yapanlara da yüz veremem.  Argoyu da hiç sevmem. Lakin bazen ağız dolusu küfretmek isterim. Burası sadece bana ait ya, işte ben istediğimi söylerim ve maalesef sizin hiçbir şey söylemeye, beni yargılamaya, bana “doğrusunu” anlatmaya hakkınız yok.
Mutlulukla kalın.

7 Eyl 2011

sonrası...

Ne kadar çok farklı hayat var değil mi? Her biri ayrı bir dünya. Kimin nasıl olduğunu bir kere de bulamazsın. Her gün başka bir yüz, sana inanan. Sen hem gülen yüzünüzden utanırsınız, hem devam edersiniz gülümsemeye. Zoraki bakışmalar, sevimli olma çabaları… tek soru;nereye kadar?
Her seferinde yeni bir heves,ama hepsi boş, hepsi  yarından uzak...
                                                          sonrası...   sessizlik.

17 Ağu 2011

gideceğim

İnsan neden uzaklara gitmek isterki?
-buradan nefret ettiği için.
İnsan neden buradan nefret eder ki?
-sevdiği tek bir insan olmadığını düşündüğü için.
İnsanın nasıl olurda sevdiği tek bir insan kalmaz?
-basit. 

14 Ağu 2011

kendimle buluşma

Sadece dışarı çıkıp hava almak gerekir bazen, o ağır taş gelip yüreğine hatta tüm bedenine çöktüğü zaman. Temiz hava gerekir bazen, tüm iç sıkıntılarının uzaklara gitmesi için. Tabi bir dilim pasta da olmalı temiz havanın yanında. Kendinle barış imzalama vakti gelmiştir artık, denize bakıyorsa gözlerin ve ışıklar yanmaya başladıysa karşı kıyıda.

Hiçbir şey senden değerli değil, cümlesiyle başlayabilirsin kendi gönlünü almaya ve pastadan bir ısırık daha… Denizin en derinine bakarak ve sanki karşı kıyı senin en değerli izleyicinmiş gibi ciddiyetle ve sanatla konuşmalısın. En güzel ses tonunla… En güzel vurgularla…

Gerçekten iyi müzikler olmalı kulaklarında, temiz yiyeceklerle beslenmelisin, çorba içmelisin bol bol. Zamanla vitamin haplarını da bırakırsın, meyve yemeye başlayınca. Ama bence meyveden daha çok kitap tüketmelisin zayıf bünyen için. Çok geç ve penceren açık uyumamalısın sonra. Denize ayakların değmeli bir de. Daha çok yürümelisin uzun sahil yolunda ve gülmelisin her üç cümlenin birine.

…ve karşı kıyıdan alkış sesleri yükselir. Gözleri nemli karşı kıyı sakinleri senin de gözlerinin dolmasına neden olur. Rüzgar sana sarılıyordur bu güzel konuşmanı takdir amaçlı. Seversin o an kendini, bir önceki andan daha çok.

Nasılsa daha uzun zaman birliktesin bu bedenle.

13 Ağu 2011

tez konum

Sanırım tez konumu belirleme zamanım geldi. Tabi ki vakit buldum bunu düşünmeye bu uzun yaz gecelerinde. İş yönetimi ya da uluslar arası ekonomi…  Siyaset bilimi ya da Türkiye’ nin sosyal yapısı… Bu konular da çok ilginç ama çok daha güzel fikirlerim var benim, ilk kitabım için.  
Ben daha ciddi konulardan bahsetmek istiyorum kitabımda sevgili hocam. Genç bir kızın en büyük problemi olan, o yakışıklı nasıl tavlanır konusuna eğilmek istiyorum mesela. Kazandın diyelim o süper damat adayını, peki ya nasıl saklamalısın onu diğer yırtıcılardan? Evet evet, sayın hocam, ben hayat için asıl gerekli olan konulara girmeliyiz diyorum. Evlenmek mesela, nasıl güç bir olay değil mi, ya yürütmesiJ ?  
En güzel yemek nasıl pişirilir, biricik sevgilin için?  Nasıl saklarsın aslında onu deli gibi kıskandığını? Neler söylemelisin o güzelim çiçekleri aldığın zaman? Nasıl sarılmalısın ona,  kokusunu daha iyi duyumsamak için? Ne tepki vermelisin seni incittiğinde? Boğazları sızlamaya başlayınca hangi çay iyi gelecek ona? Yaptığın portakallı keki sevecek mi bakalım? Yapacağın büyük sürprizi en az kaç gün önceden planlamalısın ve nasıl saklamalısın?

Sanırım kafanızda bir şeyler canlandı sayın hocam. İnanın çok seveceksiniz benim tezimi ve eminim böylesini hiç görmemiş olacaksınız. Evet, haklısınız, sizde bıktınız basmakalıp tezlerden biliyorum. Biraz erken olacak ama sizce de devam etmeli miyim bu alanda uzmanlaşma işine? Bildiğim bir okul var bu konuda yüksek lisansa öğrenci kabul eden,  ama emin olamıyorum işte, doğal süreci takip edip bizzat yaşarak mı, yoksa deneyimlerden yararlanıp okullu olarak mı, hayatın bu en mühim konularında bilirkişi olayım? Evet ben de öyle düşünmüştüm, yaşayarak öğrenmek farklı bir haz, haklısınız.
Teşekkür ederim yardımlarınız için. Sizin bilgilerinizde çok değerli tabi, ama kabul edin çözüm bulamıyorsunuz bildiklerinizle eşinizi evde tutmaya. Demek ki bir yerlerde hata yapıyoruz. Gerçekten bilmemiz gerekiyor mu Ruanda da ki katliamı? Hayır, öğrendiğimden beri pek rahat uyuduğum söylenemez de. Midem kasılıyor sık sık. Peki ya o soykırımlar… 18. Yy çalışma saatleri… Köyden kente göç eden arabesk toplum… Darbeler… İnanın öğrendikçe utanıyorum. Hayır, normalde pek hassas yapıda olduğumu söylemezler. Ama bu konular işte düşündürüyor beni ve sonra midem işte varlığını hissettiriyor şiddetle. İnanın ben bilmiyorken tüm bunları, sadece kendi ilgi alanımla meşgulken daha mutluyum. O zaman neden bilmeliyim ki beni mutsuz eden tüm bu dramları?
Bunları boş verelim de siz saçınızı nerede boyatmıştınız sahi, inanılmaz canlı görünüyor da tüm o sıcak tonlar? Kırmızı ruj da pek yakışıyor size, bunu söylemiş miydim daha önce?

9 Ağu 2011

sakinleş

Ben de tam ondan bahsedecektim. O söz ettiğiniz yapıdaki kadınlar, hani şu baskın olmaya çalışmaktan yorulmuş, ezilmeye mahkum, ne yapsa da bir türlü toparlayamayan, hep bir yanı eksik, dökük kadınlar.  Evet ben de gördüm bugün onlardan birini. Bir şey yapmam gerektiğini, o şeyi yapmak zorunda olduğumu söylüyordu fakat o konuşurken yüzüne bakmayı bile akıl edemediğimden silinmiş aklımdan tüm sözcükleri.

O konuşurken, aklımda suçu neydi de bu hale geldinin muhasebesi…  yüzüme değen bakışları, bacaklarıma, belime… neden iç geçirir ki bir kadın diğer kadına bakarak? Belki de bunu neden belli eder demeliyim. Onun yaşındaki bir kadın öğrenmiş olmalı saklamayı tüm duyguları. Peki, diyorum, sen nasıl bu kadar zavallı oldun? Susuyor, utanıyor. Tüm o, aklı sıra küçümseyen bakışlarının öcünü alıyorum farkında olmadan. 

Hırslandırıyorum onu bir şeyler için. Genç olmak istiyor, farklı olmak istiyor, kendisinin bana baktığı gibi diğerleri de ona baksın istiyor. Daha çok utanıyor.
Affettim diyorum. 

Ps: Kadınlar şunun farkında, yakın bir iki arkadaş hariç tüm kadınlar sürtüktür, önyargısı çoğu zaman olumlu sonuç verir. Güzelliğiniz, sevgiliniz, paranız, mevkiniz, aklınız, tarzınız, sahip olduklarınız, hayalleriniz… bunlardan biri bile diğer bir kadını çıldırtması ve kendine bile itiraf edemediği, size karşı gizli bir hayranlık beslemesi için yeterli bir sebeptir. Bunu bilerek yaşamak lazım.

5 Ağu 2011

gibi...

Garip bir sevinç bu…
Güneş ışığıyla uyanmışım gibi.
Çok zor bir sınavı başarıyla geçmişim gibi.
Yeni doğan bir bebeği kucaklamışım gibi.
Söylediğim pembe yalanları yutturmuşum gibi.
En komik şakayı ben yapmışım gibi.
Dişlerimi yeni fırçalamışım gibi.
Evimi yeni temizlemişim gibi.
Fırından yeni çıkan kurabiyeyi ilk ben tatmışım gibi.
Serin sulara atlamışım gibi.
Kahve falımda bir kısmet çıkmış gibi, hatta açık yollar varmış gibi.
İpek pijamalar giymişim gibi.
Harika bir yemek yapmışım gibi.
Kardeşim sımsıkı sarılmış gibi.
Rüzgarda eteğim hiç açılmamış gibi.
Tartıda eksildiğimi görmüşüm gibi.
Her dakika yeni birisiyle tanışmışım gibi.
Saçlarımın uzadığını görmüşüm gibi.
Yeni bir kitap bitirmişim gibi.
Hayatta en çok istediğim şeyi başarmışım gibi.
Garip bir sevinç bu, kısa bir tanımı hiç olmayacak gibi.

4 Ağu 2011

bitti mi?

Sevdiğim birçok şey vardı, senin henüz bilmediğin. Gün batımlarını severdim, baharın kokusunu da. Yumuşak ritimleri severdim mesela, kızgın güneşi de. Loş ışığı severdim ve şarabı. insanları dinlemeyi, kahve fincanımı , kumsalı, öpücükleri, kırmızı battaniyemi, defterlerimi, hikayelerimi, hayatı severdim, daha bilmediğin o kadar çok şey vardı ki, beni ben yapan, bilmeni istediğim şeyler...

Sen korkuyorsun yaşamaktan. Ben senin gözlerini tanıyorum. Biliyorum da bu hikaye burada bitmedi.

15 Tem 2011

ikinci bölüme özlem

Mezun olmak, evlenmek, yeni bir iş bulmak… Bunlar hayatımızın dönüm noktaları değil mi? Yani bir insanın hayatını inceleyecek olsak bölüm başlıkları bunlar olurdu sanırım.  Birinci bölüm doğumla başlayan süreç, ikinci bölüm: “yaşasın mezun oluyor!” , üçüncü bölüm: “ sonunda buldu kendine göre birisiniJ”… Böyledir herhalde insanın hayatının kırılma noktaları. Bir bölümü bitirebilmek için, geçerli bir sebebe ve önemli bir müktesebata ihtiyaç vardır. (yeni öğrendim bu kelimeyi, hemen kullanmam lazımJ )

Kısaca… ben artık ikinci bölüme geçmek istiyorum sayın evren. 

9 Tem 2011

genç kadınlar

Bazı kadınlar vardır; genç, güzel,her şeye sahip ve mutsuz.
Teomanın 17 si ve Paulo Coelho’ nun Veronika’ sı.
Yapılacak bir şey kalmamış hissi, ölüme açlık, derin melankoli,aşırı kırılganlık ve arayış.
Hiç bitmeyen bir arayış, belki de var olmayan denmeli. Aradıklarının ne olduğunu bilmeden, kaybolurcasına bir arayış. Bu kadınlar için, elinde olan her şey değersizdir. Niye böyle olur ki insan, niye kıymet bilmez bir varlığa dönüşür?
Beni hep hüzünlendirir bu hikayeler ve çabuk biten hayatlar.

26 Haz 2011

biz küçükken...

gece dışarı çıkardık o zaman çok heyecanlı bir şeydi bu çünkü kimsenin haberi olmazdı yaptıgımız şeyler artık anlatılamayacak durumdalar ama biz yaşarken çok eğlenirdik ve şu an o kadar cesaretim yok gece çıkabilme özgürlüğünü elde edince yaş dolayısıyla gece çıkmak eskisi gibi bir tad vermiyor zaten uykum var ara ara alakasız şeyler geliyor aklıma sonra oturup o şeyi düşünüyorum uzunca bir müddet sonra o şeyi düşünürken başka şeyler çağrışım yapıyor derken ben amerikaya gidiyorum havuzlu bir ev filan site havuzu değil ama bizim evin havuzu filan bir de bahçemde domates yetiştiriyormuşum babam göndermiş fideleri ama bana eldiven gerek ellerime kıyamam ama toprağa çıplak ayaklarım değince mutlu olurum yarın kumlara ayaklarım değmeli ne zamandır da sevgilim bana çiçek almadı ama balon almıştı bonibon istedi canım zaten o balonlar da bonibona benziyordu bence bonibonları yuvarlak yapmayı bırakıp kalp kalp yapsalar daha çok satarlar kalpli çikolatalar vardı milkanın ama burada yok özledim galiba hem de çok...

6 Haz 2011

bir soru


 “kolay olan” ile “basit olan”  karışır bazen, biz hiç istemeden.
Şikayetim yeterince istenmememden. Belki… hep bir belki vardır ya… işte o “belki”.
Diyor ki romanda ki kadın, “Belki gelirdi, beni yeterince sevseydi.” Bu kadar kolay işte cümle kurmak.  Anlaşılması da basit.
Yaz günü, bu kar hüznü…
Sen ve ben, bir gün biz olur muyuz, gerçekten?


27 May 2011

özledim

Gözlerimizi diktiğimiz dünya haritası… benim dünyam, birlikte var olduğumuz dünya ve birlikte var ettiğimiz dünya…

Seni düşünüyorum sevgilim.  Senden sonrası boşluk. Halbuki kokunla uyumak, kokunla uyanmak, gözlerinin içindekileri görmek, saçlarına dokunmak ve sesini duymak var. Ama uzaktasın. Cenneti görüp, orada yaşayamamak gibi anlıyor musun? Senden sonrası ağır. Senden sonrası eksik.

Özledim.

24 Nis 2011

melekler yanımda

Bazen bazı şeyleri neden yaptığımı tam olarak açıklayamıyorum. Sonra da haklı olarak yaptığım şeyin doğruluğundan şüphe duyuyorum. Aslında içimde bir yerlerde onun açıklaması var, sonuçta  her şeyin bir açıklaması vardır. Ama sorunum bulup çıkaramamak sanırım onu olduğu yerden.  Ya da açıklaması şu an için oluşmamıştır henüz, gelecek zamanda saklıdır ve bana bu açıklamasız şeyi yaptıranda meleklerimdir belki. Meleklere inanır mısınız? O zaman “meleklerle yaşamak” kitabını seversiniz, Beki İkala Erikli’nin.

Sadece öyle olması gerektiğine inandığım için birçok şey yaptım. Bazen kendimle çeliştim. 

Sonuç: mutluyum. 

11 Nis 2011

bugün

Hani bazen, durduk yere gelir sırnaşır ya belli belirsiz bir can sıkıntısı… bulamazsın içini neyin sıktığını. Ama keyfin kaçmıştır bir kere. Geri gelmez de bir türlü. Aldığın nefes boğazına takılır. Uyku gözlerinden akar ama yatağa girince gözlerini kapayamazsın.

İşte böyleyim ben bugün.

9 Nis 2011

tatilde!

Bugün güzel. Yarın da güzel olacak. Bundan sonra tüm günler böyle olacak. Yapmak istediğim çok şey var yakın zamanda;
- Yeni doğmuş bir bebeği sevmek istiyorum.
- sıcak kumlara ayaklarımı gömmek istiyorum.
- erken uyanıp sahilde koşmak, çimlerin üzerinde yoga yapmak ve sonra akdenize bırakmak kendimi…
- dans etmek bir de onun kollarında ;)

30 Mar 2011

hatırladıklarım...

Garip bir kadındı. Siz onun gözlerinin içine bakarak bile konuşsanız, sizi dinleyip dinlemediğinden emin olamazdınız. Sonra bütün anlattıklarınızla ilgili zekice bir soru sorabilirdi ya da havanın griliğinden bahsedebilirdi size tüm umursamazlığıyla.
Her zaman düşünceli görünürdü. Sanki evde bavulu hazır, geri dönmeyeceği bir yolculuğa çıkacakmış gibi sonsuz vedalaşırdı her akşam vakti.
Sahi siz hiç tanıyamadınız değil mi bu kadını? Ama tanısaydınız severdiniz.

27 Mar 2011

Neden

Bir nedeni olmalı insanın kendisini yeniden üretebilmesi için. Bir amaç varsa ortada, olur ancak bir şeyler.
Özledim yazmayı ama yazmak pek gelmiyor içimden.  Gitmeli o zaman.

Unutmadan, yaptığım her şeyin bir nedeni var.

11 Mar 2011

günaydın

Nereden başlamalı?
Televizyon açık. Yukarıdakilerin müzik seti de açık. Sürekli bir öksürük. Aklımda düşünceler, hangi birini anlatmaya başlasam?
Çok yoğun günler yaşıyorum. Durup düşünecek vaktim yok. Hayat yavaşlamıyor, beni beklemiyor. Farkında olduğum şey, yalnızlığım ve nankörlüğüm. Bazen inanılmaz nankör olabiliyorum. Genelde her istediğim gerçekleşir. Sonra da ben, hmmm neyse tamam vazgeçtim istemiyorum artık, derim. Şimdi yine böyle bir durumla karşı karşıyayız sayın seyirciler. Sarmadı, diyorum  ve sizi bırakıyorum.

Hoşgeldim kendi dünyama yeniden! Şimdi uyanma vakti!

24 Şub 2011

oyun tutkusu

Herkesin oyun oynamaya ihtiyacı vardır ve herkes kendince bir oyunun içinde olur, bazen farkında olmadan. Diyelim siz kötü kadınsınız; erkeğinize oyunlar oynarsınız, elde tutma çabaları, istediğini yaptırma çalışmaları vs.  Ya da bir erkeksiniz, fazla çapkın ve uçarı, o zaman da masum(!)  genç kızlar olur oyun arkadaşlarınız. Ee, kimseyi uyandırmadan hayata devam etmek kolay değildir, başlar böylece sonu gelmez oyunlar.Bir de çocukluğu içinde barındıran oyunlar vardır; safça ve gülümseten. Evde saklı bonibonları bulma oyunu  mesela. Sonunda da ödül var tabi.Her ne nedenle olursa olsun, oyun oynamak hayal kurma işidir. Başta kendin inanırsın, elindeki peluş köpeğin seninle konuştuğuna.  Ya da gerçekten şizofrensindir. Bilemedim şimdi. 

23 Şub 2011

onu neden seviyorum? 2

Onu sevmemin bir nedeni de bana yeryüzünde bir cennet bağışlamış olması. Yanımda. Bu kadar yakınımda… bana kendisini getirmiş, hesapsızca. Onu seviyorum, çünkü onun bana bir lütuf olduğunu biliyorum. Geçmiş çoktan yokoldu, gelecek ise bilinmezlikler bulutu. Ama şimdi, tek yaşayabileceğimiz an ve biz birlikteyiz.
Yumuşak bir kalp, onda bulduğum, ona ait en değerli parça ve o benim, benim gerçeğim.

20 Şub 2011

biriktirirsin

Bazen büyük beklentiler içinde olursun. Olmasını umarsın, olacağını hayal edersin, olmuş gibi davranırsın… ama  bunların hiç biri, olmasını umduğun şeyi gerçek yapmaya yetmez. Şans bu, der geçersin. Geçtiğine inandırmaya çalışırsın. Geçmiş gibi yaşarsın. Ama kalır işte içinde bir yerlerde. Acıtmaz da seni.  Ama hep durur.  ‘içinde kalmak’ deyimi bu yüzden bu kadar hüzünlüdür. İçinde kalan şey hiç terketmez seni. Bazen bir damlada, bazen dudak kenarlarındaki hafif kıvrımlarda hatırlatır sana kendisini. Sen de sessizce, unutmayı dilersin.

10 Şub 2011

yoruldum

Güzel bir hikaye yazdım.
İçimdeki binlerce cümleden en anlamlı sözcükleri kestim.
 Hiç duyulmamış sıfatlar ekledim. 
En heyecanlı aşk filmlerinden romantik replikler topladım.
 Birkaç rüya gördüm,içinde cam gibi okyanuslar ve renkli balıklar olan. Şiirler okudum, başka şeyler düşündüm. 
Dünyayı dolaştım günler boyunca. 
Karanlık inince kendi yatağımda uyudum, tek başıma. 
Hikayemi düşündüm ve hiç korkmadım.
Hissettim.
 Kalbime düşen her kelimeyi hissettim 
ve kendimden başka kimseye inanmadım.


Nereye sakladım peki  hikayemi, bunu unuttum.
Hikayemi bulmalıyım, çünkü bir yenisini daha yazamayacak kadar
...
 yoruldum.

3 Şub 2011

makale

Bir ilişkiyi güvenli hale getiren nedenlerden biri de bir alternatifinin veya bir rakibinin olmadığını bilmektir. ancak karşı taraf buna seni inandırabilir ve kolay oluşan bir his değildir bu, yıllar alabilir. ama bir kere bu duyguyu yaşayınca da diğer tüm ilişkilerinde bunu ister hale gelirsin. diğer türlü olursa eğer her şey farklı olur, en başta davranışlar yapaylaşır, kaliteli bir ilişki sürdürmek yerine, yaptığın elde tutmaya yönelik oyunlar olur ki, bu bana göre yaşanılan en çirkin ilişkidir.

"her şeyden emin olmak" çok farklı bir histir. Onun yanında huzurla uyumak gibidir. ne olursa olsun bitmeyeceğini bilmek, sana anlamsız huzursuzluk çıkarma yetkisi vermez, aksine her şey uzunca tartışılıp kesin bir sonuca varıldığı için, daha sonradan hiçbir saçmalık ısıtılıp konulmaz önüne.

bir ilişkinin yıllar sürmesinde bu türlü bir güvenin etkisi olabileceğini hiç düşündünüz mü?

Evet ben oturdum bunları düşünüyorum, tatildeyim malum:)
başlığı da yanlış okumadınız, tüm deney ve araştırmaları bizzat kendim yaptım, kanıtladım, bu bir makaledir. :)

22 Oca 2011

Sorgula

Susma sorgula.
Düşün. “gerçek” dediğin o mu gerçekten?
Kurduğun hayallerin içine mi yerleştirdin onu, yoksa onun için yeni hayaller mi kurdun? “Olmasaydı eğer…”  sorusunun cevabı hüzün mü, yoksa tepkisizlik mi? Onunlayken başkasını düşündün mü hiç? Başkasının dudaklarını?
Kıskandın mı onu? Düşününce çıldırdın mı, onun dudaklarının bir yabancıya değdiğini? Uykusuz geçen gecelerin oldu mu, onu düşünmekten? Sensiz başına bir şeyler geleceğinden endişelendin mi deli gibi? Tüm bildiklerini unutup, saflaştığını, temizlendiğini hissettin mi, onun kollarındayken? Oynamana gerek kalmadığını anladın mı, gözlerine bakarken?
Kaç defa aşık oldun, kaç defa unuttun, kaç kere ağladın, kaç kere kendini kaybettin bir önemi yoksa… Sen onun kokusunda huzur buluyorsan… Ve yanında değilse… Ne önemi var ki gözlerindeki yaşın.
Ölümden korktun mu ilk defa, onu bir daha görememek endişesinden? 

19 Oca 2011

düşünmeden ...

Haksızlık. Ne dolu bir kelime. Bazen bütün bir ilişkinin özeti, bazen de son anda yakalanan bir bakışın.  “Haksızlık yaptım mı gerçekten?”  sorusuysa geceyi sabahla bitirir. Kıpırdayamazsın bile. Sadece düşünürsün, aklına gelen her ayrıntıyı, yaşanan tüm “son”ları.
“ona en son ne zaman sarılmıştım?” sahi, ne zaman?
Zor işte bazen, en basit cümleleri dillendirmek bile. Sen sesini duymak istersin, ama milyonlarca kilometre izin vermez elinin telefona uzanmasına.  

Hayatının yasaklar listesine ekleyeceğin bir cümlen daha olur ve yasaklar listen doldukça, senin yaşam alanın küçülür, sen hissetmeden.

Belki de sadece ağlamak istiyorsundur ve ona sarılmak.

14 Oca 2011

baskı

ben kafamda başka bir dünya yaratırım ve o dünyaya göre yaşarım. siz de bana "yalancı" dersiniz. oysa tüm sözcüklerim doğrudur aslında, sadece benim dünyamda.

7 Oca 2011

kendine gülmek

Kendi kendime gülerken yakalıyorum  kendimi. Ne yapıyorum ben ya, diyorum. Daha da büyüyor gülme seansım. Basitleştir durumu diyorum kendime, alt tarafı aşık olduğun adam da sana aşık. Hepsi bu. Ne bu yani aynada kendini güzel bulmalar filan. Odayı toplarken ki heyecan. Dönüp dönüp aynı fotoğraflara uzun uzun bakmalar. Yatağa uzanıp, geçirdiğin her günü tekrar tekrar düşünmek…

Sadece ben yaşıyorum sanki bu duyguyu, dünya da ilk ve tek olarak ben. İşte bu mucize bir tek beni buldu, düşünebiliyor musun diyorum kendime, gülüyorum.
Evet abartıyormuşum gibi görünüyor. Ama değil işte. Bak yine gülüyorum.
Ben çok mutluyum onunla. Hele boynuna sarılınca…
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...