17 Ağu 2011

gideceğim

İnsan neden uzaklara gitmek isterki?
-buradan nefret ettiği için.
İnsan neden buradan nefret eder ki?
-sevdiği tek bir insan olmadığını düşündüğü için.
İnsanın nasıl olurda sevdiği tek bir insan kalmaz?
-basit. 

14 Ağu 2011

kendimle buluşma

Sadece dışarı çıkıp hava almak gerekir bazen, o ağır taş gelip yüreğine hatta tüm bedenine çöktüğü zaman. Temiz hava gerekir bazen, tüm iç sıkıntılarının uzaklara gitmesi için. Tabi bir dilim pasta da olmalı temiz havanın yanında. Kendinle barış imzalama vakti gelmiştir artık, denize bakıyorsa gözlerin ve ışıklar yanmaya başladıysa karşı kıyıda.

Hiçbir şey senden değerli değil, cümlesiyle başlayabilirsin kendi gönlünü almaya ve pastadan bir ısırık daha… Denizin en derinine bakarak ve sanki karşı kıyı senin en değerli izleyicinmiş gibi ciddiyetle ve sanatla konuşmalısın. En güzel ses tonunla… En güzel vurgularla…

Gerçekten iyi müzikler olmalı kulaklarında, temiz yiyeceklerle beslenmelisin, çorba içmelisin bol bol. Zamanla vitamin haplarını da bırakırsın, meyve yemeye başlayınca. Ama bence meyveden daha çok kitap tüketmelisin zayıf bünyen için. Çok geç ve penceren açık uyumamalısın sonra. Denize ayakların değmeli bir de. Daha çok yürümelisin uzun sahil yolunda ve gülmelisin her üç cümlenin birine.

…ve karşı kıyıdan alkış sesleri yükselir. Gözleri nemli karşı kıyı sakinleri senin de gözlerinin dolmasına neden olur. Rüzgar sana sarılıyordur bu güzel konuşmanı takdir amaçlı. Seversin o an kendini, bir önceki andan daha çok.

Nasılsa daha uzun zaman birliktesin bu bedenle.

13 Ağu 2011

tez konum

Sanırım tez konumu belirleme zamanım geldi. Tabi ki vakit buldum bunu düşünmeye bu uzun yaz gecelerinde. İş yönetimi ya da uluslar arası ekonomi…  Siyaset bilimi ya da Türkiye’ nin sosyal yapısı… Bu konular da çok ilginç ama çok daha güzel fikirlerim var benim, ilk kitabım için.  
Ben daha ciddi konulardan bahsetmek istiyorum kitabımda sevgili hocam. Genç bir kızın en büyük problemi olan, o yakışıklı nasıl tavlanır konusuna eğilmek istiyorum mesela. Kazandın diyelim o süper damat adayını, peki ya nasıl saklamalısın onu diğer yırtıcılardan? Evet evet, sayın hocam, ben hayat için asıl gerekli olan konulara girmeliyiz diyorum. Evlenmek mesela, nasıl güç bir olay değil mi, ya yürütmesiJ ?  
En güzel yemek nasıl pişirilir, biricik sevgilin için?  Nasıl saklarsın aslında onu deli gibi kıskandığını? Neler söylemelisin o güzelim çiçekleri aldığın zaman? Nasıl sarılmalısın ona,  kokusunu daha iyi duyumsamak için? Ne tepki vermelisin seni incittiğinde? Boğazları sızlamaya başlayınca hangi çay iyi gelecek ona? Yaptığın portakallı keki sevecek mi bakalım? Yapacağın büyük sürprizi en az kaç gün önceden planlamalısın ve nasıl saklamalısın?

Sanırım kafanızda bir şeyler canlandı sayın hocam. İnanın çok seveceksiniz benim tezimi ve eminim böylesini hiç görmemiş olacaksınız. Evet, haklısınız, sizde bıktınız basmakalıp tezlerden biliyorum. Biraz erken olacak ama sizce de devam etmeli miyim bu alanda uzmanlaşma işine? Bildiğim bir okul var bu konuda yüksek lisansa öğrenci kabul eden,  ama emin olamıyorum işte, doğal süreci takip edip bizzat yaşarak mı, yoksa deneyimlerden yararlanıp okullu olarak mı, hayatın bu en mühim konularında bilirkişi olayım? Evet ben de öyle düşünmüştüm, yaşayarak öğrenmek farklı bir haz, haklısınız.
Teşekkür ederim yardımlarınız için. Sizin bilgilerinizde çok değerli tabi, ama kabul edin çözüm bulamıyorsunuz bildiklerinizle eşinizi evde tutmaya. Demek ki bir yerlerde hata yapıyoruz. Gerçekten bilmemiz gerekiyor mu Ruanda da ki katliamı? Hayır, öğrendiğimden beri pek rahat uyuduğum söylenemez de. Midem kasılıyor sık sık. Peki ya o soykırımlar… 18. Yy çalışma saatleri… Köyden kente göç eden arabesk toplum… Darbeler… İnanın öğrendikçe utanıyorum. Hayır, normalde pek hassas yapıda olduğumu söylemezler. Ama bu konular işte düşündürüyor beni ve sonra midem işte varlığını hissettiriyor şiddetle. İnanın ben bilmiyorken tüm bunları, sadece kendi ilgi alanımla meşgulken daha mutluyum. O zaman neden bilmeliyim ki beni mutsuz eden tüm bu dramları?
Bunları boş verelim de siz saçınızı nerede boyatmıştınız sahi, inanılmaz canlı görünüyor da tüm o sıcak tonlar? Kırmızı ruj da pek yakışıyor size, bunu söylemiş miydim daha önce?

9 Ağu 2011

sakinleş

Ben de tam ondan bahsedecektim. O söz ettiğiniz yapıdaki kadınlar, hani şu baskın olmaya çalışmaktan yorulmuş, ezilmeye mahkum, ne yapsa da bir türlü toparlayamayan, hep bir yanı eksik, dökük kadınlar.  Evet ben de gördüm bugün onlardan birini. Bir şey yapmam gerektiğini, o şeyi yapmak zorunda olduğumu söylüyordu fakat o konuşurken yüzüne bakmayı bile akıl edemediğimden silinmiş aklımdan tüm sözcükleri.

O konuşurken, aklımda suçu neydi de bu hale geldinin muhasebesi…  yüzüme değen bakışları, bacaklarıma, belime… neden iç geçirir ki bir kadın diğer kadına bakarak? Belki de bunu neden belli eder demeliyim. Onun yaşındaki bir kadın öğrenmiş olmalı saklamayı tüm duyguları. Peki, diyorum, sen nasıl bu kadar zavallı oldun? Susuyor, utanıyor. Tüm o, aklı sıra küçümseyen bakışlarının öcünü alıyorum farkında olmadan. 

Hırslandırıyorum onu bir şeyler için. Genç olmak istiyor, farklı olmak istiyor, kendisinin bana baktığı gibi diğerleri de ona baksın istiyor. Daha çok utanıyor.
Affettim diyorum. 

Ps: Kadınlar şunun farkında, yakın bir iki arkadaş hariç tüm kadınlar sürtüktür, önyargısı çoğu zaman olumlu sonuç verir. Güzelliğiniz, sevgiliniz, paranız, mevkiniz, aklınız, tarzınız, sahip olduklarınız, hayalleriniz… bunlardan biri bile diğer bir kadını çıldırtması ve kendine bile itiraf edemediği, size karşı gizli bir hayranlık beslemesi için yeterli bir sebeptir. Bunu bilerek yaşamak lazım.

5 Ağu 2011

gibi...

Garip bir sevinç bu…
Güneş ışığıyla uyanmışım gibi.
Çok zor bir sınavı başarıyla geçmişim gibi.
Yeni doğan bir bebeği kucaklamışım gibi.
Söylediğim pembe yalanları yutturmuşum gibi.
En komik şakayı ben yapmışım gibi.
Dişlerimi yeni fırçalamışım gibi.
Evimi yeni temizlemişim gibi.
Fırından yeni çıkan kurabiyeyi ilk ben tatmışım gibi.
Serin sulara atlamışım gibi.
Kahve falımda bir kısmet çıkmış gibi, hatta açık yollar varmış gibi.
İpek pijamalar giymişim gibi.
Harika bir yemek yapmışım gibi.
Kardeşim sımsıkı sarılmış gibi.
Rüzgarda eteğim hiç açılmamış gibi.
Tartıda eksildiğimi görmüşüm gibi.
Her dakika yeni birisiyle tanışmışım gibi.
Saçlarımın uzadığını görmüşüm gibi.
Yeni bir kitap bitirmişim gibi.
Hayatta en çok istediğim şeyi başarmışım gibi.
Garip bir sevinç bu, kısa bir tanımı hiç olmayacak gibi.

4 Ağu 2011

bitti mi?

Sevdiğim birçok şey vardı, senin henüz bilmediğin. Gün batımlarını severdim, baharın kokusunu da. Yumuşak ritimleri severdim mesela, kızgın güneşi de. Loş ışığı severdim ve şarabı. insanları dinlemeyi, kahve fincanımı , kumsalı, öpücükleri, kırmızı battaniyemi, defterlerimi, hikayelerimi, hayatı severdim, daha bilmediğin o kadar çok şey vardı ki, beni ben yapan, bilmeni istediğim şeyler...

Sen korkuyorsun yaşamaktan. Ben senin gözlerini tanıyorum. Biliyorum da bu hikaye burada bitmedi.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...