28 Ara 2012

Yeni bir yıl


Yaşayarak öğrenme diye bir şey var. Insanın içinde sayfalarca küfretme hissi uyandıran bir şey. Insanın genç iken öngörüsü yoktur, hevesleri vardır. Öngörü otuzbeş yaş üstüne ait bir terimdir. Ağlamak isteği ise her yaşın dilemması.

Sen şimdi mutlu olduğunu düşünüyorsun ya… iki ateş ortasında kalan bir çocuğun kimsesizliğine neden olan bir dünyada, senin mutlu olmana imkan var mı? Kendini kandırma.

Senin türlü eğlencelerle, maddelerle, tüketim ile üstünü örtmeye çalıştığın, asla tarif edemeyeceğin ve bu nedenle çözüm bulamayacağın içindeki boşluğun asıl nedeni;  belki de sana çok da uzak olmayan yerlerde tecavüze uğrayan minik kadınlardır ya da Yeni Delhi yakınlarında “susuzluk” nedeniyle çıkan çatışmalarda kocasını ve çocuklarını kaybeden genç kadınlardır.

2012 geçerken, aklımdan geçen; herhangi bir yılın daha geçtiği. Savaşlar hala devam ediyorsa, dünyanın dört bir yerinde hem aç ve susuz insanlar hem de obezler varsa, insanın insana yaptığı eziyetler, toprak kavgası, siyasi bunalımlar… hala varsa… günlerin ne önemi var?


Ağlamak isteği değil mi, elimizden gelen.

Mutlu(!) yıllar dünya, “bomba” gibi bir yıl yine seni bekliyor.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...