21 Ara 2013

Almanak

Garip zamanlar. 

Hiçbir şey anlamadan geçen bir yıl. Hayatımda başka bir döneme geçtiğim bir yıl. yeni insanlarla tanıştığım, bazı dostlar edindiğim bir yıl. 

Ocak ayı stresli geçti. Şubat isteklerime kavuşma ayıydı. Martı hatırlamıyorum. Nisan koşturmaca ve hazırlıklarla geçti. Mayıs evlilik ayı. Haziran, temmuz, ağustos yoğunluk, yorgunluk, alışmaya çalışma... hepsi bir anda. Eylül yeniden okula dönüş. Ekim en tatsız doğum günü listeme bir yenisini ekledim, doğum günüm olunca sıkılıyorum. Kasım, beklentileri düşürme zamanı. Aralık “planlara devam, 2014 belki tam istediğin gibi geçer” deme zamanı.

Bazen aklımdan geçenleri anlatmak çok zor. Belki kelime haznem yetersiz. Bilmiyorum şimdi. Ya da canım istemiyor. Bildiğim bir şey var, insanlar huzursuzken ben nasıl iyi hissedebilirim, sorusunun içimi kemirmesi.


Ne yapmak istiyorum biliyor musun, her şeyi bırakarak uzun bir yolculuğa çıkmak ve "kendim" aklıma gelmeyecek kadar başka bir kültüre maruz kalmak. 

Bir kitap yazmaktan, başkaları okuyunca bana aitliği kalmayacağından vazgeçiyorum. Benim için bencillik böyle bir şey. Kelimelerim çok değerli.

Bugün 21 Aralık, en uzun gece, bi' kahve?

16 Ara 2013

iç ses

Başarısız değilsin ve inan başarıların doğru insanlar tarafından görülüyor,  takdir ediliyor. Kabullenirsen başarısız olursun. İtiraz et, kavga et veya söv ama “başarısızlığı” hiç bir zaman kabul etme.

Evet, acelecisin ve bunun için haklı sebeplerin var. Hayatta bazı şeyler sağlam temellere oturmak zorunda, bazen sabır gerekir. Sabır gösterirken tabi ki sıradanlaşmayacaksın, amacını unutmayacaksın ve karşına çıkacak fırsatlar için kendini hazırlayacaksın. Doğru zamanda ve doğru yerde gösterilen sabır, gelecekte, sen parmak ucuna kalktığında seni havaya ziplatacaktır.

Sıkılgansın ve bu seni sürekli yeni fikirlere itiyor. Seni tekdüze insanlardan farklılaştırıyor. Çok fazla yeni işle uğraşmak belki sıkılmanı engeller ama ürettiklerinin kalitesini düşürür. Sana gerçekten keyif veren işlerle uğraşıp başardıkların seni tatmin ettiğinde belki yine sıkılacaksın, ama her yeni düşünceden daha fazla keyif alacaksın.
Hayatta kendileri için yazılan hikayeleri yaşayan insanlar bunu kabul ettiklerinde birçok şeylerini yitiriyorlar ama kendi hikayelerini yaratabilen insanlar çok daha mutlu yaşıyorlar ve hikayelerini paylaşmak da onlara çok büyük keyif veriyor.

Sen, gün gelecek çok büyük başarı hikayelerine imza atacaksın, eğer hayattan yılmazsan, pes etmezsen ve sıradanlaşmazsan.

Aklıma gelmişken son bir şey; kaçmak seni sorumluluklarından kurtarmaz. Sadece kendini kandırırsın. Kendini kandırmayı alışkanlık yaparsan vay haline. Kendine, ben bir işi tam olarak yapamıyorsam hakkını veremiyorsam bırakmalıyım diyeceksin.

Orjinallik.

Ps: İç sesim hiç susmasın.

15 Ara 2013

Başka bir şehir?

Yazmayı istemememin asıl nedeni, insanlara anlatacak güzel bir hikayemin kalmaması. Hepsi tükendi. Çünkü kendime karşı dürüst olmaya karar verdim ve her şeyi olduğu gibi kabullenmeye.

Başarısızım. Çünkü insanların oluşturduğu "başarılı" kavramına sığamayacak kadar çok yaptıklarım. Bu sınırlar içinde olmazsam da devam edecek başarısızlığım.

Aceleciyim. Çünkü herkesin tonlarca saati varken benim sadece yirmi dört saatim var. Ve zaten çoktan harcanmış bir yirmi dört yılım.

Sıkılganım. Çünkü anlatılanlar o kadar tekdüze ve monoton ki içim sıkışıyor.

Hepsi benim suçum. Bu kadar çok düşünmemeliyim. Sadece diğerlerini taklit etmem yeter.

İmitasyon.
posted from Bloggeroid

14 Ara 2013

Aklimda

Bazen kendime dayanamiyorum. Neden oyle hissettigimi bilmiyorum. Zamanin ilerlemesi beni korkutuyor ve en kotusude  ise yaramamazlik hissi. Yasami benim varligima dayanan tek bir sey bile yok. Ben olmasam bunu kimse farketmez.

5 Ara 2013

Bir Şey farkettim

Şanslıyım.
Hayatımın her döneminde bana yardım eden birisi hep oldu. Kişiler değişti, şehirler değişti ama sanki beni bir yere doğru taşımak isteyen bir grup insanın fikri hiç değişmedi. Kendi aralarında bir zaman planlaması var ve yaşadığım an ile ilgili en yetkin kişi o dönemde hep yanımda. Aldığım kararların sağlamasını yapan bu merci beni daha zor koşullara hazırlıyor.

Ya da...
Hayatımın her döneminde kendime yol göstericiler seçtim. Benden daha iyi olduklarına inandığım kişiler oldu bunlar. Şunu sordum, "benden daha iyi olmak için ne yapmış?" Kendimi tanıyorum, nasıl öğrendiğimi biliyorum; önce hayranlık duymalıyım, sonra çalışmalıyım. 

Şanslıyım.

5 Kas 2013

kendime not

Asla şikayet etme. Sana ilham veren insanlarla birlikte ol ( ki bu zaten en büyük şans olur.) . Hayal et. Yaz. Düşün. Saçmala. Kendine gül. Bunu nasıl düşünebildiğine gül. Sevgilini izle. Hatta öp. Müziğin sesini aç. Daha çok aç. Daha hızlı bir müzik belki? Olmak istediğin yerde kendini gör. O zamanki tarzını hayal et. Hangi boyda etek artık daha hoş durur mesela?  

Hayranlık duy. Sana bir şey öğretene hayranlık duy. Sev. Kağıtla kalemi, kitapları çok sev. İnsanlar... her şey için bir fikrim var, ama onlar için henüz değil. Uzak kal. Şimdilik uzak. Konfor alanı hani, asla ihlal edilmesine izin verme. İyi niyetten çok yaklaşan henüz görülmemiştir. Ama güvensiz de olma. Güvenilir ol. İnsanlar sana güvensin ve sen de onlara, mantıkla birlikte.

Dans et, anlamı olmasın ama. Artık kimseyi tavlamak zorunda değilsin. Bruno Mars’ ın Treasure klibindeki gibi mesala.
Minnettar ol. Tüm sahip oldukların için.

...ve devam et.

20 Eki 2013

Yeni bir an

Nereden anlatmaya başladığıma bağlı olarak farklılaşan bir hikaye var içimde. Yeterince denemeye yetecek kadar uzun önümdeki yol ama bunu kendimden saklamayı ve sadece tek bir şansım varmış gibi yaşamayı seçiyorum; nedeni ise "zaman"ı iyi tanımam. 

Yavaşladığınızda bacaklarınızdaki yorgunluğu hissedersiniz ve bu sizi dinlenmeye ikna eder, ama koşmayı asla bırakmazsanız daha ileride neler olduğunu görebilirsiniz, diğerlerinin ömrünün yetmeyeceği kadar "ileriden" bahsediyorum. Belki diğerlerinden daha yorgun ölürsünüz ama daha çok şey yaşamışsınızdır. 

7 Eki 2013

Kırıntılar

Bazı duygularım yeteri kadar değil. Acımak... Hep sakinim. Sessiz. Bazen içimden ağlamak geliyor. Kendime inanılmaz uzağım. Olmak istediğim hayat için olmak istemediğim hayata katlanmak iki yüzlülük değil mi? Çocuklarıma bunu mu öğütlüyeceğim?

Etrafımda yeterince zeki insan olmamasının suçlusu kim? Pelteleşmiş beyinler düzelebilir mi?

Düşünmedikçe yalnızlaşıyorum.

posted from Bloggeroid

11 Haz 2013

devam... kaldığımız yerden...

Bazen hiç kolay değil en basit cümlelerin yüklemini bulması. Yalnızsın. Durup düşünecek kadar zamanın yok, yoksa geç kalırsın. Amaç sayılı olan nefesleri bir an önce tüketmek olmasa da, öyle olur en sonunda. Yapman gerekenler bir liste halinde avucunda, peki hangisinden başlamak istersin? Minik bir umut; “yarın her şey mükemmel olacak” .  


Kalbin hala atıyor mu? Düşünme. Devam et.

24 Şub 2013

Bir nefesten diğerine…

Aç kapıyı dersin sen… Zaman seni dinlemez. Sen içinin sesini değil başının etini yiyenleri dinlersin, sonrası bir umut. Dünya yansın bir kere de( bir kere daha), aklında geçen son cümleler. Kimse kimse için yaşayamazmış meğer,  geç mi öğrendim? Sığınacak bir kapı, yaşın kaç olursa olsun lazımmış, çocukluk değilmiş sessizlikten, kendi iç sessizliğinden korkmak. Uzun süre dinlemeyince kendini, küser susarmışsın kendine, konuşturamadım kendimi oradan biliyorum. Fikrim yok, kendimle ilgili müthiş kararlarımda. “Belki de böylesi en iyisi”, son durakta içini rahatlatma cümleleri. Hayat gailesi bence tanrının küçük bir şakası. Nasıl bu kadar yalnız gönderiliyoruz dünyaya? Bir kurtarıcımız olacak mı? Hayatımızın beklenmedik bir anında karşımıza çıkıp tüm kırık kanatları saracak mı, sonrasında ise koruyucu kollarıyla yalnızlığımızı çekip alacak mı? Masallara inanma yaşım mı geçti? İç sesim bazen beklemediğim zamanlarda konuşur işte böyle benimle ve ben sessizce çekilirim köşeme, istenmeyen çocuk gibiyim  bu anlarda ben onun için, silip atmak ister bedeninden beni.
İnsana kendisinden başka zarar verenleri de en yakınındakiler olur çoğu zaman. Büyük boyutlu acılardan söz ediyorum. Her acının bir boyutu vardır, önce buradan başlamalıyım anlatmaya. Nefret etmek bu acıların küçük boyutlusu mesela. Kendi iç sesince terk edilmek ise daha büyük bir boyutta.
Kimseyle konuşmak istemeyişim, iç sesimle olan küslüğümden sanırım.
En yakın zamanda barışmak dileğiyle sevgili iç sesim. Özledim seni, keşke koynumda uyusan.

19 Oca 2013

zaman

Mutsuz anlarda geçen zamanı durdursak, mutlu anlara ek yapsak yamalı bir hayat mı yaşanmış olur? 

Bazı anlar var ki “hiç bitmesin”.
Uzun bir ayrılık sonunda kavuşunca, sevgilinin göğsünde kendini uykuya bırakma anı.

Ya da boş verin. Zamanın akması güzeldir aslında, hüzün hiçbir zaman sahip olamayışımızdan ileri gelir.

Boşluğa bırak kendini.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...